18. Yüzyılda klasik geleneğin yetkinliğe götüren bir klavuz olduğu inancı yitirilmişti. Üslup konusunun giderek ön plana çıkması ve sanatın bir kendini açıklama sorunu olduğu yolundaki yeni görüş, sanatçının kendi içdürtüsünü bulmasını ve bunu sanatının konusuyla ve üslubuyla açıklamasını gündeme getirdi. Bu süreci Romantizm denilen dönem izler.
Romantizm, 1790’dan 1850’ye kadar edebiyat, sanat ve felsefede köklü değişikliklerin meydana geldiği bir dönemdir. Romantizm, insanın yaratma özgürlüğü önündeki her şeye karşı durur. "En iyi kural, kuralsızlıktır." diyen romantikler, insanın duygularını ve düş gücünü hayata geçirmesinin gerekliliğini savunur. Kendisinden önceki klasizme bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Önce ön-romantizm dönemi denilen gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerin en önemlisi, halkın beğenisinin klasizmin görkemli, katı, soylu, idealize edilmiş ve yüce anlatım biçiminden, daha yalın ve içten ve doğal anlatım biçimlerine kaymış olmasıydı.